Jenny gibi Dede için de hedefim ona, mantrasmm doğru olmadığını ve temel inanışlarının yanlış olduğunu kendine kanıtlayabileceği durumlar oluşturmaktı. Dede sevilmeye layık ve değerli olduğunu gerçekten kavrayabilirse, teselliyi bir paket cipste aramasma yol açan bağımlılık tetikleyi cilerinden kurtulma yoluna girmiş olacaktı.
Bir gün, Dede'nin uzun süredir hoşlandığı ama köşe bucak kaçtığı adam yeni bir ilişkiye başladı. Dede'nin buna tepkisi büyük boy bir pizzayı tek başına yiyip bitirmek oldu. Ondan, geriye dönüp canının yemek yemek istediğini fark ettiği o am hatırlamasını istedim. Sadece tetikleyicisini tanımak bile kendisini ve davranışım daha açık olarak görmesi açısından faydalı oldu. Ayrıca, hikâyesini yeniden yazmasını ve kendi kendine "Yükseltici bir mantraya sahip olan ideal bir Dede o anda ne yapardı" diye sormasını istedim.
Dede'nin hayatında iyi olduğunu hissettiği şeyleri kâğıda dökme pratiği yapmasmı sağladım. Ondan her gün listeye yeni bir şey eklemesini istedim. Listeye isteksizce "İşim fena değil," yazarak başladı; 10. güne geldiğinde, modayı sevdiğini ve en yakın kız arkadaşının hayatında olmasından ötürü ne kadar mutlu olduğunu yazıyordu artık.
Üçüncü hafta Dede, annesiyle birlikte bir gün tüm öğleden sonrayı, onun sorunlanndan şikâyet etmesini dinleyerek geçirdi. Geçmişte Dede annesinin evinden hem bitkin hem de kendi varlığından ötürü suçluluk duyarak çıkardı. Böyle bir günün ardından eve dönerken, yolda dondurmaya ihtiyacı olduğunu bilir ve markete gidip yarım küoluk çikolatalı dondurma ve sos olarak da bir kutu kremşanti alırdı. Bu sefer Dede annesini birkaç dakika boyunca şefkatle dinledi ama bitkin düşecek kadar değil. Sonra ayağa kalktı ve eve dönme vaktinin geldiğini söyledi. Arabasına doğru yürürken kendini biraz suçlu hissetti. Ama iyiydi mükemmel değil ama iyive dondurmaya ihtiyacı kalmamıştı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder